Genel

En Çılgın ve Unutulmaz 40 Şehir Halkı Efsanesi

En Çılgın ve Unutulmaz 40 Şehir Halkı Efsanesi
Editör by bilgisepeti

Şehir efsaneleri, soğuk kış gecelerinde, elektrikler kesildiğinde, dost ortamlarında veya kamplarda çoğu kez anlatılan ve her anlatıcının kendisinden bir şeyler kattığı klişe ve yıkıntıilginç hikayelerdir. Bazıları da acayip ve korkunçtur şüphesiz. Sizler için en fazla bilinenleri listeledik.

Japonlara kadar Dünya üstünde Türkçeyi en mükemmel konuşan birey Akıllı Müren’dir.İş görüşmelerinde; yemeğin tadına bakmadan peşin peşin tuz atanlar işe alınmıyormuş.Kulak yiyen fareler, kurbanları uyanmasın diye uyku esnasında kulaklarınıza üflermiş.Yerebatan Sarayından başlayan, Marmara Denizinin altından Kınalıada’ya değin uzanan tüneller vardır.Coca Cola’nın formülünü sadece bir kaç yönetici bilir ve benzer uçakta seyahat etmezler.Kız Kulesi, bir kralın on sekiz yaşındaki kızını yılanlardan gözetmek için yapı edilmiştir.Elvis Presley sağ ve ıssız bir adada yaşıyor. (2016 itibariyle 81 yaşında olacağını belirtelim)Şarkıcı Ahmet Kaya ölmemiş ve devletle anlaşarak bakımlı bir kimlik ve yüzle yaşıyormuş.Hazreti İsa’nın ölmeden önce son defa kullandığı tanrısal kadeh Çemberlitaş’ta saklıdır.Helin Avşar aslında Hülya Avşar’ın kızıdır.Sidikli rakıdan içenlerin sarhoşluğu daha uzun ve ağır gidermiş.Antalya’da kimsenin oturmaya yiğitlik edemediği cinli bir yapı varmış.Orhan Gencebay’ın İsviçre bankalarındaki kasalarında piyasaya sürülmemiş besteleri şarkı kayıtları varmış.Cinlerin ayakları terstir.Rahmetli Müslüm ve Orhan baba ya devlet her gün kesin bir grama kadar esrara müsaade ediyormuş.Metalciler; çivili ayakkabılarla sahnede civciv, kaz, tavuk ezermiş.Patlayan tüplü bir televizyon bütün binayı havaya uçurabilir.Böbreğini çaldırıp küvette buzlar içinde uyanan millet vardır.Alkol aldıktan sonradan aracı yol kenarına çekip oynamaya başlayan 5 kişiye otomobil çarpar ve hepsi ölür.Sadece söğüt ağaçlarında yaşayan ve insanların kulaklarına girerek onları sağır eden böcekler varmış.ATM’den para çekerken arkada şüpheli birileri varsa, şifreyi zıt girersen hemencecik polis gelir.İstanbul Boğazının Beykoz sırtlarında Yuşa Peygamber’e ait olduğuna inanılan bir mezar bulunmaktadır.Japonlar Haliç’i temizleriz lakin çıkan altınlar bizim olur demişler.HZ. İsa’nın çok değerli çivileri hala Çemberlitaşın temelinde gömülüymüş.17 Ağustos depremini Amerikalılar yapmış.17 Ağustos, askerlerin Kuranı ayaklar altına alınarak müzik eşliğinde oynaması yüzünden olmuş.Hayvanlarını mikrodalgada kurutmaya çalışan millet varmış.Vehbi Koç, Karun değin varlıklı olmasına rağmen hastalığı nedeniyle yalnızca patates yermiş.1999 depremi esnasında Edirnekapı Şehitliğindeki şehitler beyaz kıyafetler içinde görülmüş.1999 depremi esnasında günlerce ilgi çekici altında kalan çocuklara bakan sakallı dedeler varmış.İstanbul’da bir hastanede sakallı bebek doğmuş. Van Gölünde canavar varmış.Türkiye’de bor varmış fakat Amerika çıkartmamıza izin vermiyormuş.Erkekler hamamını kullanan kadınların gebe kalma riski varmış.“Risk nedir?” sorusuna “Tehlike budur” yazıp abes kağıt veren bir öğrenci, ODTÜ’de 100 almış.Kargalar yüzlerce sene yaşayabilir.Bir zamanlar, tükürmek için kapıyı açıp araçtan düşen minibüs şoförü vardır.Bir dönem ülkemizde piyasaya sürülen madeni paralarda altın varmış.Yurtışındaki bir takım kanalizasyonlarda dev timsahlar yaşar.Uçakta doğan çocuklar milletlerarası vatandaş oluyormuş.Lastik patladı sınava geciktik yalanını uyduran öğrencilerin tanesine “hangi lastik” sorusu sorulur.Karate salonu efsanesine kadar Bruce Lee iki sene daha yaşasaymış vücuduna kurşun işlemeyecekmiş.

Fatih Camine Gelen Hızır Aleyhisselam:

Fatih Cami, ilk olarak ibadete açıldığı zaman, birincil cumada Hızır Aleyhisselam gelmiş ve o sırada orada yer alan cemaatle tek tek sohbet etmiş. Tokalaşma sırası Fatih’e geldiğinde, Fatih Sultan Mehmet Han, gelenin Hızır olduğunu ayrım etmiş ve Hızır Aleyhisselam’ın koluna yapışmış, “Kim olduğunu herkese ilan edeceğim.” Hızır Aleyhisselam da: “Bunu sakın yapma.” demiş. Fatih Sultan Mehmet Han da: “Bir şartla kim olduğunu cemaate açıklamam.”, Hızır da “Neymiş şartın?” diye sormuş. Fatih: “Beş zaman namazın en düşük bir vaktini bu camide kılacaksın.” demiş. Hızır Aleyhisselam da teklifi kabul etmiş. Denilen odur ki, o günden sonra da Hızır Aleyhisselam beş vaktin birini mutlaka Fatih Cami’ninde kılarmış.

Balat’ta 3 Hafta İçinde Yapı Edilen Dev Kilise:

Abdülaziz ve sadrazamı Ali Paşa Bulgarların İstanbul’a kilise yapımına müsade devretmek istemez. Fakat rica ve ısrarlara dayanamayan hükümdar, işi zora koşarak kilisenin inşasına bir şart koşar. Abdülaziz: “Izin veriyorum fakat tek şartım var. Kiliseyi üç hafta içinde yapacaksınız!” der. Biçare kabul eden Bulgarlar, önceden hazırlatmış oldukları, Avrupa’da dökme demirden yapı edilmiş bir kiliseyi İstanbul’a getirterek verilen vakit içerisinde kiliseyi Balat’a monte ederler.

Karadan Yürüyen Gemiler:

ll. Mehmet, rüyasında Peygamber Efendimiz’i görür. Peygamberimiz, Fatih Sultan Mehmet’e gemileri karadan yürütüp denize indirmesini söyler ve güzergahı da bana kalırsa gösterir. Padişah, rüyayı sadrazamlarına anlatır ve çalışmaya başlar. Bu sırada ll. Mehmet, Kur’anı en güzel okuyan davudi hafızları Boğaz’a koydurur ve Fetih Suresini okutur. Benzer anda büyük bir alaya da Allah’ın yardımına mazhar yapabilmek için durmaksızın dua ettirir. İşte bu manevi rüzgar içerisinde kızaklar üstünde, Kâğıthane’den denize indirilmeye çalışılan gemileri çekenler arasında yeniçeri ile birlikte görünmeyen, manevi askerlerin de ordumuza takviye ettiği söylenir.

Vehbi Koç ve Çorapları:

Vehbi Koç, ölmeden evvel oğlunu çağırıp, beni mutlaka çoraplarımla gömeceksiniz, yoksa hakkımı helal etmem diye ilginç bir vasiyet ve bir de mektup bırakmış. Mektubu ben öldükten daha sonra birincil başın sıkıştığında açarsın diye de tembihlemiş. Gün gelmiş Vehbi Koç hakka yürümüş ve oğlu, vasiyet gereği babasını çoraplarıyla gömmek istemiş. Fakat imam bunu kabul etmemiş, ille de çoraplar çıkacak, yahut namazı kıldırmam demiş. Başka bir imam getirmişler lakin beyhude, dine ters diyerek o da kabul etmemiş. Başka hocalar da kabul etmemiş ast. Rahmi Koç çaresizlikten kıvranıyormuş. Düşünmüş lakin çözüm bulamamış. Birdenbire aklına, babasının ilk başın sıkıştığında açarsın dediği mektup gelmiş. Rahmi bey hemen mektubu heyecanla açmış. Mektupta aynen şöyle yazıyormuş: “Gördün mü oğlum Rahmi! Ben ki ülkenin en zengin adamıyım fakat mezara bir çorap dahi götüremedim. Hani nerede benim zenginliğim?”

Kaynak : www.bilgisepeti.org farkıyla sunulmuştur

Yorum Yap