Tarih

Gaspıralı İsmail Hakkında Bilinmeyenler

Gaspıralı İsmail Hakkında Bilinmeyenler
Editör by bilgisepeti

1851’de Kırım Bahçesaray’a tabi Avcıköy’de doğdu. Babasının köyüne nisbetle Gaspirinski (Gaspıralı) lakabını aldı. On yaşında Akmescit Lisesi’ne gitti. İki yıl devam ettikten sonradan Varonej’deki askeri okula nakledildi. Devamında Moskova Askeri İdadisi’ne gitti. Ruslar’ın baskıcı Panslavizm politikaları yüzünden okulundan ayrıldı. Zincirli Medresesinde Rusça eğitmeni olarak vazifeye başladı. Bir buçuk sene süren görevi sırasında, bol bol okuyarak Rus edebiyatı ve zihin akımları hakkındaki görüşlerini edindi.

1869’da 600 ruble maaşla Yalta Dereköy mektebine gönderildi. Burada da iki sene devam etti. Her Yerde Bahçesaray’a dönerek bitmiş Zincirli Medresesinde Rusça dersleri verdi. Gaspıralı, o yıllara kadar kafasında beliren reformcu fikirleri ilk olarak Zincirli Medresesi’nde hayata geçirmeye çalıştı. Öğrencilerine yeni yöntemlerle Türkçe dersleri verdi.

En büyük ideallerinden biri İstanbul’da zabit olmaktı. Lakin yarım bıraktığı eğitimin bu duruma engel olacağını düşündü. Bu sebepten 1871’de Paris’e artan bir şekilde yarıda kalan eğitimini tamamladı. 1874 sonlarına değin Paris’te kaldı. Paris’ten İstanbul’a gitti. Zabitlik hayalinin kuvvet olduğunu anlayınca, 1875 kışında her yerde Kırım’a döndü.

gasprinski1878’de Bahçesaray belediye başkanlığına seçildi. 1879’da bir gazete hariç tutmak için Rus makamlarına başvurdu ancak reddedildi. Fakat o mutlaka milletine hizmet vermek istiyordu. 1881’de, ‘Genç Molla’ müstear adıyla ileride kitap olarak yayınlanacak olan ‘Rusya Müslümanları’ başlıklı makalelerini kaleme aldı. Akmescit’te çıkan ‘Tavrida’ gazetesinde yayınladı.

İzin çıkmamasına rağmen neşriyat fikrinden vazgeçmedi. Bunun için zemin yoklamak amacıyla 1881’den itibaren Tonguç, Ay, Güneş, Yıldız, Mir’ati Cedid gibi farklı alanlara yönlendirilmiş adlarla küçük kitapçıklar çıkarmaya başladı.

Rus sansürü bu risalelerin yayınını gazete niteliği taşıdığı gerekçesiyle yine yasaklayacaktı. Gazete çıkarabilmek için yıllardan beri uğraş verdi. Defalarca Petesburg’ta müracaatlarda bulundu. 1883’te Türkçe kısmı aynen Rusçaya da çeviri edilmek şartıyla ‘Çevirmen-ı Ahval-i Süre’ yayınlama iznini aldı. Birincil sayısını 10 Nisan 1883’te çıkardı.

Çevirmen, Rusya topraklarına çıkarılan birincil Türk gazetesi değildi oysa yaygınlığı ve oynadığı rolü bakımından en mühimiydi. 1903’e dek haftalık, 1903-1912 arasında haftada bazen iki, bazen üç defa, Eylül 1912’den sonradan da jurnal olarak tam 33 sene yaşadı ve 1916’da kapandı.

Küçük yükseklik ve dört sayfa olarak neşredilmeye başlayan Tercüman, fazla geçmeden, devrin şartları ve okur yazarlık oranına kadar yüksek sayılabilecek tirajlara ulaştı. Kafkasya, Kazan, Sibirya, Türkistan, Çin, hatta İran ve Darı’da zeka satıldı. Yalnızca Rusya Türklerinin değil tüm Müslümanların meseleleriyle ilgilendi. Bu bununla beraber Dilde birlik fikrinin hayata geçmesi anlamına geliyordu. 1905 bunalımından sonradan Kazan, Kafkasya, Türkistan ve Kırım ‘da yayınlanan onlarca gazete ve dergide ‘Gaspıralı dili’ kullanıldı. Bu tarzda fazla sayıda öykü ve romanlar yazıldı.

Tercüman bir uçtan bir uca geçmişteki hayali Dilde birlik fikrine ilave olarak Usul-ü Cedid okulunu da kurarak yaygınlaştıran Gaspıralı İsmail Bey’in 1905 İhtilalinden daha sonra Rus Müslümanlarının ittifakı nedeniyle toplanan üç kongrede de kayda değer roller üstlendi. Eğitim sorununun ağırlıklı ele alındığı III. Kongre’de ‘dil birliği’ ile ilgili fikirlerini neredeyse bütün Rus Müslümanlarına 1906’da resmi olarak kabul ettirdi.

‘Usul-ü Cedid’in başarısı ve Ekim Manifestosunun arkasında, Müslümanların kazandığı hürriyet, öte yandan ‘Müslüman İttifakı’ için yapılan toplantılar Gaspıralı cesaretini arttırdı. Nitekim 1907’de Kahire’de bir “İslam Kongresi” toparlayabilmek için büyük çabalar gösterdi. 1910’da Hindistan Bombay’daki “Encümen-i İslamiye”nin toplantılarına katılarak görüşlerini burada anlattı.

Meşrutiyet’in ilanından sonradan bir kez daha İstanbul’a geldi ve büyük bir heyecanla karşılandı (1909). Birinci Dünya Savaşı öncesinde İstanbul’a her yerde gelerek Türkiyeyi savaşa girmemesi konusunda uyarmaya çalıştı.

11 Eylül 1914 Cuma günü Bahcesaray’da hakka yürüdü. Ertesi gün mükemmel bir cenaze töreniyle, Mengligiray Han türbesi civarında toprağa verildi.

Kaynak : www.bilgisepeti.org farkıyla sunulmuştur

Yorum Yap