Genel

Kadavralar Hakkında Duyulmamış Bilgiler

Kadavralar Hakkında Hiç Duymadığın Bilgiler
Editör by bilgisepeti

Tıbbi ve eğitim araştırmalarda, anatomik yapı derslerinde incelenmek nedeniyle uzun yıllar muhafaza edilen ölülere kadavra diyoruz. Alt akademik gövde yapabilmek için de kesin şartlar aranıyor. Aşırı şişman, ihtiyar, çok uzun veya kısa olmamak gibi. Kadavralar, bir fani olarak hayatta oldukları süre içinde birçok zarar görüp, hastalıklardan dolayı yıpranabilirler. Bu müşteri farklı alanlara yönlendirilmiş darbeler ve hastalıklarla yıpranmış organlar çoğu süre belirli sonuçlar verememekte. Dolayısıyla “kadavra olabilmek” için nelere gerekli sorusunu terbiyesizce şöyle cevaplayabiliriz: “Genç, dinç, hasar görmemiş ve karoser bütünlüğü yerinde olan bedenler.”

Emrindeki ülkemizde mevtayı derhal toprağa vermek dini bir gereklilik olduğu için ve sosyal tabular da düşünüldüğünde kadavralar genel olarak evsizlerden seçiliyor. Ast birçok süre bedenini otopsi vs amaçlı tıbbiyeye kusuruna bakmamak isteyenler de değil yok. Onlar için de yukarıda saydığımız koşullar listesi devreye giriyor. Şunu da vurgulamak gerek, öğrenciler kadavranın başına gelip; “A ölü demek böyle oluyor hım…” deyip dönüp gitmiyorlar. Hocalar eşliğinde ölü kesile biçile didikleniyor parça parça koparılıyor ve birçok süre isimler bile takılıyor. Yıllarca kullanılıp parçalandıktan sonradan da organsız olarak gömülüyor elbet.

antique-cadaver-4

Kadavralar; vücut yapısı derslerine ek olarak, çarpışma testleri ya da adli tıbbın çürüme etkileri testlerinde de kullanılır.

Kadavra Nasıl Hazırlanır?

Ölümden 2 saat sonra şah damarından kan miktarına eşit formal vücuda verilir. Vücudun çabucak sertleşmesini sağlayacak bu bileşim; 2 litre su, 2 litre formal, 2 litre alkol şeklindedir. Bir sonraki adım ise bedenin formal havuzuna yatırılmasıdır. Havuzda minimum 6 ay bekletilir. Bu zaman sonunda ölü beden kadavra olarak kullanılmak için hazırlanmış ülkü gelmektedir. Organ ve doku alınışı, nakli ve saklanması ile ilgili 2238 sayılı kanunun hükümlerince ilerlenir. Yataklı çare merkezlerinde ölen ya da bunların morglarına getirilen ve kimsenin sahip çıkmadığı ve adli kovuşturma aşağıda olmayan cesetler, aksine bir vasiyet bulunmadığı takdirde 6 aya kadar muhafaza edilmek ve bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili yüksek öğretim kurumlarına verilebilirler.

Kadavralar sadece insanlardan seçilmiyor elbet. Veterinerlik fakültesi öğrencileri de dağıtılmış hayvanları analiz etmek nedeniyle ölü hayvanlardan yararlanıyor. Ülkemizde kadavra sıkıntısı çekildiği de bir reel. 2012 itibariyle 80 öğrenciye tek kadavra düşüyormuş ancak bu rakam fazla az. Ülkemizdeki birçok hekim adayı bu imkansızlıklar nedeniyle maketler üzerinde çalışarak gerçek hastaları ameliyat edecek yeterliliğe gelmeyi ummakta. Bıkkınlık öyle bir hal almış ki yurtdışından kadavra ithal etmeyi bile düşünmüşüz. Hatta edilmiş. Taze Taze, henüz bistüri vurulmamış bir kadavra bulmak, yerde yatan 200 lira bulmak değin zormuş bu ülkede.

Almanya’da organ ve yarı bağışlar yaygın olduğu için adeta her öğrenciye bir kadavra düşüyor. Bizde ise Dicle Üniversitesinin uzun senelerdir atıl olan ‘kadavra laboratuvarına’ 2013’te her tarafta kavuştuğunu bakmak acı verici. Bir De törenle açılmış.

Kadavranın başına gelen eğitmenler, bu sahneye ilk kez şahit olacak öğrencilerinin kadavralara hürmet duymasını karşılamak ve sululuğu alıkoymak nedeniyle şehvetli bir tavır yapar. Marmara ve Düzce depremindeki kayıpların bir vakit kadavra olarak kullanıldığı, kadavra satışlarında büyük karlar elde edildiği veya çok güzel vücutlu olduklarından dolayı kullanılmaya kıyılamayan kadavraların depolarda bekletildiği hikayeleri ise; daha çok büyük kasaba efsanesi gibi dursa da, ülkemiz gerçekleri düşünüldüğünde mantıklı gibi gözüküyor. bu vesileyle yasalarımıza kadar; gövde öldükten daha sonra akrabalarınızdan biri “değil biz onu gömeceğiz” dediğinde, siz ne dek zorunlu belgeleri imzalamış da olsanız fakülte cesedinizi alamıyor belirtelim.

kadavra

Osmanlı’da aydınlanma yıllarına dek; şerri hukuk gereğince ölü üzerinde cenaze işlemi dışarıya bir işlem yapılması yasaktı. Tıp eğitimi – balmumu modeller üstünde yapılırdı. “Bir kişinin ölüyken kemiğini acıtmak, diriyken acıtmak gibidir.” fıkhı üzerinden Tanzimat dönemine dek gelinir. Bu yıllardan sonra ise kimsesiz köleler üzerinden kadavralar bulunmaya başlanır.

Kaynak : www.bilgisepeti.org farkıyla sunulmuştur

Yorum Yap